22 Mayıs 2018 Salı

SÜPER LİG 2017-2018 ALTIN ONBİRİ


 
1-Fabri (Beşiktaş): Ligin en az gol yiyen kalecisi. Böyle olmasaydı da yine onu kaleye yazardım çünkü kurtarış yüzdesi olarak da zirvedeydi. Cordoba'dan beri yıllar sonra ilk kez BJK taraftarı topu oyuna sokmada bu derece başarılı bir kaleci izledi. Diğer adaylarım da Muslera, Beto ve Serkan Kırıntılı idi.
 
 
2-Adriano (Beşiktaş): Yıllarca Barcelona'da nasıl tutunduğundunu tekrar tekrar gösteriyor. Tecrübesi ile Beşiktaş'a çok şey verdi. Pek çok maçta sağ bek oynamasına rağmen hiç sırıtmadı. Diğer sol bek adayım Nagatomo da müthiş bir devre oynadı ama sadece bir devre..
 
 
3-Pepe (Beşiktaş): Pekçokları kendisini Real Madrid yıllarından sertliği ile hatırlasa da ligimizde topu oyuna sokuştaki başarısı ile fark yarattı. 
 

4-Serdar Aziz (Galatasaray): İlk yarı bittiğinde burada Maicon'u düşünüyordum ama Brezilya'da tüm sezonu bitirip hiç dinlenmeden buraya gelmesi, ligimizin sonlarında dökülmesine yol açtı. Serdar çabukluğu ve basit oynaması ile burayı haketti. Skrtel ve Epureanu de iyi bir sezon geçirdiler.
 

5-Mariano (Galatasaray): Yıllar sonra pek çok Galatasaraylı bu sezonu onun Başakşehir'e attığı muhteşem gol ile hatırlayacak. Galatasaray sağ bek pozisyonu Eboue sonrası ilk kez rahat bir nefes aldı. Soğukkanlılığı, tekniği, oyun bilgisi ve kondüsyonu ile komple bir futbolcu Mariano.
 

6-Josef (Fenerbahçe): Aykut hocanın prensi en iyi sezonunu geride bıraktı. Eğer Fernando sakatlığı nedeniyle ligin üçte birini kaçırmamış olsaydı onu yazardım.
 
 
7-Emre Akbaba (Alanyaspor): Dile kolay 14 gol, 10 asist. Alanyaspor gibi bir takımla bu istatistiğe ulaşmak hiç de kolay değil. Bu yaz bir büyüğe transfer olması olası.
 
 
8-Garry Rodrigues (Galatasaray): Geçen yıldan bu yıla kendisini en çok geliştiren futbolcu tartışmasız Garry. Bu sene Tudor döneminde de iyi oynuyordu ama Fatih hoca ile lige damga vurdu. Özellikle Gomis ile uyumları şampiyonluğu getirdi. Trezeguet ve Babel de müthiş bir sezon geçirdi ama Garry özellikle ligin final haftalarında ağırlığını koydu.
 
9-Gomis (Galatasaray): Gol kralımız. Ayıla bayıla 29 gol attı, bu arada 3 tane de penaltı kaçırdı :) Sezonun yıldızı.
 
10-Talisca (Beşiktaş): Bir on numaradan ziyade ikinci bir forvet gibi oynadı ve özellikle kafa golleri ile pekçok maç kazandırdı. Seneye Beşiktaş için büyük kayıp olacak.
 
11-Visca (Başakşehir): Visca atmaya ve attırmaya devam ediyor. Bunca yıldır Başakşehir'den kapılmaması benim için bir mucize. Sağ kanat için ikinci bir adayım bile yoktu.

4 Şubat 2018 Pazar

KİM ŞAMPİYON OLUR?

 
Bana göre ligin en iyi takımı ile başlamak istedim. Beşiktaş iyi oynadığında diğer tüm rakiplerinden açık ara daha iyi oynuyor ve de ligin en geniş, rotasyonu en kaliteli kadrosuna sahip. Buna rağmen geçtiğimiz 2 sezonun aksine bu sene özellikle deplasmanlarda zorlanmaya başladı. Zaten yaşlı olan takım daha da yaşlandı ve bazı bireysel düşük performanslar bu kötü gidişte belirleyici oldu. Bana göre en önemli nedenlerden biri Oğuzhan'ın çok kötü bir sezon geçiriyor olması. Önceki iki sezonu bu kadar iyi geçirmesine rağmen bir türlü fiziksel olarak kuvvetlenemedi. Tolgay'ın bu sene Oğuzhan'dan yeterli süreyi almadığını düşünüyorum. 

Talisca müthiş bir silah ama hem maç seçiyor, hem de iyi oynadığı maçta bile konsantrasyon kayıpları yaşıyor. Bazen oynuyor bazen sadece izliyor. Yine sezonun kalanında tek başına en az 2-3 maç daha kazandırabileceğini tahmin etmek zor değil. Quaresma çok fazla top kullanıyor ve topları da genelde çizgiden ayrılmadan sürebildiği kadar sürüp içeri doldurmak şeklinde kullanıyor. Bir yerde okumuştum ilk yarı kullandığı 600 topun yarısında (!) top kaybı yapmış. Bu inanılmaz bir istatistik. Eskiden bildiğimiz Quaresma gibi maç içinde 5 dk. oynayıp 15dk uyumuyor, maçın hep içinde ama hiç basit oynamıyor. Her topu ceza sahasına doldurmak istiyor, buna rağmen gol+asist sayısına bakıldığında durumu içler acısı. Son olarak da müthiş bir ilk yarı geçiren Babel ikinci yarıya kötü başladı. Saydığım bu bireysel performanslar bir araya geldiğinde de bazı şeyler yolunda gitmedi..

Cenk'in ayrılığı tabi ki önemli bir güç kaybı oldu ama özellik olarak alakaları olmasa da Love transferi ile boşluğunu doldurdular diye düşünebiliriz. Cenk gibi duvar olamaz, pas yapamaz, top tutamaz ama en az onun kadar bitirici, çok daha hızlı ve fırsatçı bir oyuncu. Negredo da yeterli yedeklemeyi yapacak ve santraforda sorun yaşanacağını tahmin etmiyorum. Aynı şeyi defans hattı için de söyleyebiliriz kaliteli ve sağlam bir defans hatları var. 

Önümüzdeki sene Gökhan Gönül'ü yedeğe çekecek iyi bir sağ bek, Quaresma'nın yerine iyi bir sağ açık, Medel/Atiba kalıcı değişikliği ve (Talisca'nın bonservisi alınması imkansız göründüğünden) kaliteli 10 numara transferi şart görünüyor. 

Ligin en iyi takımı olmasına rağmen şampiyonluk yarışında çok geride kaldı ve buradan gelip şampiyon olma ihtimalini zor görüyorum. Daha Bayern Münih maçları nasıl atlatılır konuşmadık bile.. Şampiyonluk şansları bence %20.   

 
 

İlk 4 içerisinde en dar kadroda sırada.. Ayrıca hocası da diğer üçünün aksine çok daha defansif top oynatan, takıntılı bir hoca. Yani çok karamsar bir tablo ile başlıyoruz. Son dönemde Türkiye liginde defansif anlayışla şampiyonluğa ulaşan hoca sayısı iki (!) ama bunu başaranlardan biri de yine kendisi (diğeri Lucescu).

Ozan'a ihtiyacı olduğunu ve bu kadar kolay harcamaması gerektiğini düşünüyorum. Josef-Mehmet ikilisinden eski hocalar gibi o da vazgeçemedi ama bu durumda önündeki üçlüye bu ikiliden sıfır destek geliyor. İki tane tek yönlü ama işini yapan ön liberosu var, üçüncü yok.

Giuliano takımın yarısıydı ve ciddi sakatlığı herşeyi berbat etti. Giuliano yokken tek iş yapabilecek oyuncusu Valbuena ve hoca onu diğerleri kadar koşmuyor veya diğerlerinden fazla top kaybediyor (bu çok doğal değil mi?) diye oynatmıyor. Forvetlerinin hiçbiri yeterli değil. Üç tane vasat üstü stoperi var ama dördüncü stoper hiç yok.

Aykut hoca bu kadroyla, hem de Fatih Terim ve Şenol Güneş'le yarıştığı sezonu bu futbolla şampiyon bitirebilirse bence Alex'in heykelinin yanına onun da heykelini dikebilirler. Şampiyonluk şansları maksimum %5.




Ndiaye'nin gidişi çok çok kötü oldu. Orta saha dinamizmini tek başına ayarlıyordu, takım müthiş bir güç kaybetti. Adam kulübün satış rekorunu kırarak gitti ama bu sene şampiyonluk kaçar ise bu yüzden kaçacak. Üzerine bir de uzun süreli olarak Fernando sakatlanınca birden koca orta saha Selçuk-Tolga-Donk rotasyonuna kaldı. Açık ara son şans verilmesi gereken isim Donk olduğu halde, hoca ilk etapta Selçuk'u 2. plana attı. Bunun büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. Donk'un mental zaaflarını iyi anlamamış hocaları çok yanıltabiliyor. Müthiş bir fiziği ve yumuşak ayakları var fakat vurdumduymazlığı yüzünden bunların hiçbir anlamı olmuyor. Hoca bir an önce Selçuk-Tolga-Belhanda orta üçlüsünü kurup Feghouli'yi kanada, Yasin'i de yanındaki koltuklara almalı.  

Devre arasına girildiğinde bu iki kayıp da hesapta yoktu ve tek ciddi sıkıntı sol bekte görünüyordu. Linnes orda oynadığında defansta işini yapıyordu ama hücumda hiç ama hiç yoktu. Lato alındı ve şu ana dek Tarık'tan çok farklı olmayan berbat bir performans sergiledi (özellikle Osmanlıspor maçı Galatasaray tarihinin en kötü sol bek performanslarından biri olabilir). Maddi durum ortada, iyi bir oyuncu alınamadı ve apar topar son anda Nagatomo geldi. Benim için tamamen kapalı bir kutu. Geldiği takım Inter ve bu insana bir dereceye kadar umut veriyor. Zaten futbol topunu yanındaki arkadaşına verebiliyor ve koşarken topa vurabiliyor ise Lato'dan daha iyi oynayacağı kesin.

Şu ana kadar beni en çok şaşırtan Garry oldu, beklediğinden çok daha iyi oynuyor. "Çakma Bruma" benzetmem hala geçerli ama en azından iyi mücadele ediyor ve her an bir tehlike yaratma tehdidi var. Çok top kaybetmesi kaçınılmaz handikabı..

Belhanda benim için hala soru işareti. 16-17 maç izleyip hakkında kesin bir karar veremediğim başka bir oyuncu hatırlamıyorum. Stil olarak biraz Elano'yu andırıyor ne tam 10 numara, ne tam 8. Sezon sonunda kendisini ya kahraman ya çöp olarak anacağız ortası yok. Bu arada Sneijder'ın arkasından ağıt yakan arkadaşlar sonunda Sneijder'ın aslında futbolu çoktan bırakmış olduğunu geç de olsa gördüler. O yüzden kesinlikle Belhanda ile kıyaslanamaz. 

Mariano iyi bir futolcu ve Galasataray'ın işini görüyor, topun değerini bilişi ve kondüsyonu ile ben de beğeniyorum ama Eboue'nin ilk sezonu ile kıyaslayanları Allah çarpar, böyle kıyaslara gerek yok, Mariano zaten işini yapıyor.
Benim şampiyonluk favorim Galatasaray. %40.



 
Şampiyonluk yolunda 2. favorim de Başakşehir ve bence şansı şu an %35. Adebayor ligin en iyi santraforu. Sadece attıkları ile değil topu saklaması ve iyi bir pas opsiyonu olması ile komple takımı oynatıyor, bu açıdan Cenk'in üst versiyonu gibi.
 
Visca ligin en iyi açık performansını sergiliyor. Arda'nın bu sezon kayda değer bir katkı yapabileceğini sanmıyorum ama kulübede oturması bile maçın gidişatına göre yarım saatlik bir silah. Clichy, Adriano ile ligin en iyi iki sol bekinden biri. Emre bu yaşından hala ligin en iyi orta sahası.Yine Epureanu ligin bence en iyi stoperlerinden. Yani kadro olarak 3 büyüklerden hiçbir farkları yok. Elia sakatlanmasa bir kaç puan daha fazlaları olabilirdi hatta ama rakiplerine oranla çok daha az sakatlık belasıyla uğraştılar, bu yüzden ağlayacak durumda değiller.
 
Abdullah Avcı'nın elinde çok büyük bir fırsat var. Bu sene şampiyon olup tarihe geçebilir ve bunu çok istediğini sezon başından beri gösteriyor.
 
Bakalım sezon sonunda bizi neler bekliyor...  

8 Kasım 2017 Çarşamba

ÜÇ BÜYÜKLER TARİHİNİN EN İYİ YABANCI ONBİRLERİ

 

Kime göre neye göre? :)

Hemen açıklıyorum, üç büyükler taraftarı + 1 Bursasporlu (objektifliğinden faydalanırız dedik) iş arkadaşımın katılımıyla oluşturduğumuz bir jürinin yoğun tartışmaları sonucu ortaya çıkardık.

En çok Beşiktaş'ın santraforlarını seçerken zorlandık. Mario Gomez ve Nouma isimleri uzun süre gümdemde kaldı hatta Kuntz taraftarları bile çıktı..

Çoğunluk Galatasaray onbirinin daha kuvvetli olduğu konusunda hemfikir oldu. Maicon yerine Ujfalusi veya Song yazılması için yoğun baskı oldu ama itiraf ediyorum burada oy birliği aramadan insiyatif kullandım :)  

Fenerbahçe 'de Luciano ve Ortega çok konuşulup kadroya giremeyen isimlerdi.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

HAYATIMIN FİLMLERİ #17.Blade Runner#


17.Blade Runner (1982)
Yönetmen: Ridley Scott 
Oyuncular: Harrison Ford, Sean Young.
Imdb notu: 8,2
 
Gösterime girdiği sene değeri pek anlaşılamamış bu nedenle gişede iyi iş yapamamış fakat daha sonra "kült film" , "kara film" ve "distopya" tabirlerinin sözlük karşılığı olup çıkmış bir film. Bana göre gelmiş geçmiş en iyi birkaç bilimkurgu filminden biri.
 
Philip K. Dick'in "Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?" isimli romanından uyarlama. Filmde olaylar 2019 yılında geçiyor yani günümüzde. Senaryo olarak bugünün gözüyle bakıldığında oldukça basit bir yapısı var: Kontrolden çıkan replicant (android) ları avlayan bir polis.. Bu kadar.. Fakat filmin 1982 senesinde çekildiğini ve dönemi için müthiş bir hayalgücü barındırdığını söyleyebiliriz.

 
Filmde oluşturulan atmosferin benim üzerimde garip bir etkisi var. Ne zaman hanım ve oğlan uyuyup gecenin bir yarısı DVD'lerimle başbaşa kalsam, her seferinde yeni bir filme mi şans tanıyayım yoksa hiç riske girmeden tekrar (bilmiyorum kaçıncı kez) Blade Runner mı izleyeyim diye kendimle mücadele etmek zorunda kalırım.


Sean Youn oynadığı karakterde çok sade, çok seksi (bence) ve inanılmaz etkileyici..
 
Harrison Ford 'un ise kesinlikle en iyi oyunculuklarından biri değil (kendisinin filmi pek sevmediği ve hakkında konuşmadığı bilinir), buna rağmen tam olması gerektiği gibi oynamış.. Donuk, mutsuz..

Sürekli çalan müzik, sürekli yağan yağmur, bitmek tükenmek bilmeyen karanlık sahneler ve ağır temposu nedeniyle günümüzde filmi ilk kez izleyecek birinde bende yarattığı etkiyi yaratmayabilir baştan uyarayım lakin ben de tam olarak bu saydıklarıma vuruldum zaten :) 

Hemen her filmin sonu önemlidir, kimi vurucudur kimi sadece vurucu olmaya çalışmıştır vs.. Bu filmin sonu ise yıllardır süren bir tartışmaya neden olmuştur.
 

Bu arada tam 35 yıl sonra devam filmi Blade Runner 2049, bu sene ekim ayında vizyona girecek. Sabırsızlıkla bekliyoruz.. 
 

Önceki Filmlerim: 18.The Village19.Back to the Future20.Scarface , 21.Inglourious Basterds , 22.Eternal Sunshine of the Spotless Mind , 23.Fight Club , 24.The Big Lebowski , 25.Bin-jip , 26.A Clockwork Orange , 27.A Fistful of Dollars , 28.K-Pax , 29.Her Şey Çok Güzel Olacak , 30. Rain Man31.Old Boy , 32.Sleeping with the Enemy , 33.First Blood , 34.The Deer Hunter , 35.Saving Private Ryan , 36.Die Hard , 37.The Prestige , 38.Jerry Maguire , 39.Duvara Karşı , 40.The Ring , 41.Ip Man , 42.Unforgiven , 43.Issız Adam , 44.Dead Man Walking , 45.Atonement , 46.The Pianist , 47.The Shining , 48.Run Lola Run , 49.The Others , 50.Enemy at the Gates

6 Haziran 2017 Salı

STSL 2016-2017 ALTIN ONBİRİ


  Bajic    Love

      Bruma   Deniz T.   Quaresma

      Emre B.  Atiba    

Marcelo  Epureanu  Skrtel

    V.Babacan


1-Volkan Babacan (Başakşehir): Geçen yılki kadronun yerini koruyan iki oyuncusundan birisi Volkan (diğeri de Atiba). Ligin en az gol yiyen kalecisi olması bir yana, kurtarış/pozisyon sayısıyla ve neredeyse hiç hatalı gol yememesiyle son 2 yıl lige damgasını vurdu. 
 

2-Marcelo (Beşiktaş): Şenol hocanın elinin değdiği her (isteyen) oyuncu mutlaka bir aşama katediyor. O da bir soru işareti olarak geldiği ligimizde, talipleri olan iyi bir defans oyuncusu konumuna yükseldi. Bu sene bu kadroda olmayı fazlasıyla haketti.
 
 
3-Epureanu (Başakşehir): 2 yıl önceki muhteşem çıkışından sonra ayağı kırılınca geçen sezon aynı etkiyi yaratamadı ama bu sene tekrar beklenen performansı sergiledi. Son yıllarda ligimizde oynamış en sağlam defans oyuncularından biri.
 

4-Skrtel (Fenerbahçe): Kjaer'den Fenerbahçe defensanın liderliğini almayı başardı. Takımı çok iyi bir sezon geçirmese de, yerinde müdahaleleri ile kendi adına başarılı bir sezon geçirdi. 
 

5-Atiba (Beşiktaş): Volkan Babacan gibi geçen yıl bıraktığı yerden aynen devam eden bir diğer isim de o. İnsanların kendisinden beklentileri arttığı için bu sene düzülen methiyelerin sayısı azalsa da, Atiba "doğru" futboluna devam ediyor.
 

6-Emre Belözoğlu (Başakşehir): Bu kaçıncı bahar ben artık saymayı bıraktım. Sevilmeyen adam bu sene de Başakşehir'i şampiyonluğa oynattı. Türk futbol tarihinin en iyi 5-10 futbolcusundan biri ve 36 yaşında bunu ispat etmeye devam ediyor.
 
 
7-Bruma (Galatasaray): Bu sene o olmasa Galatasaray hiç atak yapamayacak gibiydi. Şahsi oynuyor diye zaman zaman eleştirilse de, buna biraz da Galatasaray'ın onu mecbur bıraktığını düşünüyorum. Ben Galatasaray forması altında bu seneki Bruma kadar rahat adam eksilten bir futbolcu hiç izlemedim. Ribery, Arda, Keita vs.. tümü dahil. Zamanında sözleşmesi uzatılabilse belki çok daha yüksek bir miktara da satılabilirdi ama bu sene 10m€ üzeri bir miktara vedalaşacağız gibi duruyor.
 
 
8-Quaresma (Beşiktaş): Bu seneki formuyla beni en çok şaşırtan isimlerden biriydi. Tüm kariyeri boyunca en çok sıkıntı çektiği konu olan devamlılık sorununu aşmış gibi göründü.
 
9-V.Love (Aytemiz Alanyaspor): Gol kralımız. Berbat başladığı sezonu müthiş bir form durumuyla tamamladı. Eto gibi o da ligi küçümsemedi ve kalitesini sahaya tam anlamıyla yansıttı.
 
10-Deniz Türüç (Kayserispor): Burada pek çokları Talisca'yı tercih edecektir bir itirazım da olmaz açıkçası ama ben Kayserispor gibi düşmekten kıl payı kurtulmuş bir takımın attığı gollerin yarısında tek başına pay sahibi olan bu çocuğu (toplamda 20 golden fazla gol+asist) buraya uygun buldum.
 

11-Rijad Bajic (Konyaspor): Burada da Cenk Tosun 20 golle formayı hakeden bir diğer isimdi ama Cenk'in yarısı kadar pozisyona girerek 17 golü bulan ve nispeten bireysel beceri golleri atan Bajic'e formayı verdim. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...